Business is booming.

1973 Petrol Krizi Nedenleri ve Sonuçları | Irak, Araplar, İsrail ve OPEC

0 52

Dünya tarihi boyunca çeşitli savaşlar ve krizler olmuştur. Küreselleşen dünya ekonomisinde bu savaşlar her zaman yer almıştır. Bu savaşlar ve krizler bazen dünya ekonomisinin gerilemesine yol açmış bazen ise dünya ekonomisinin gelecek dönemlerine yön vermiştir. Krizlerden alınan dersler ve sonuçlar ileri ki dönemler için bir kılavuz niteliği taşır. 1973 Petrol Krizi bu savaş, krizlerden bir tanesidir.Bu kriz adından anlaşılacağı üzere petrol üzerinden çıkmış politik ve ekonomik bir krizdir.

1973 Petrol Krizi Nedir?

1973 Petrol Krizi Arap-İsrail savaşları sonrası tamamen başlayan öncesinden siyasi nedenlere dayanan bir petrol krizidir. Arapların, Batı ülkelerine karşı dünya ekonomisinde bir koz olarak kullandığı ve bunun sonucunda dünya genelinde petrol krizine neden olan bir olaydır. Araplar ilerleyen ve gelişen Batı ülkelerine karşı petrolü koz olarak kullanmak istediği için çıkan bir krizdir.

Bu kriz öncesinde kurulan OPEC içinde bulunan ülkelerin birbirlerinin çıkarlarını korumak adına hareket bir örgüttü. Temel amaçlarından biri dünya genelinde petrol fiyatlarını makul seviyelerde tutmak ve doğru yönetim şeklini uygulamaktır. Petrol krizinin olduğu dönemde OPEC ülkesi içinde yer alan Arap ülkeleri Batı’ya karşı daha az kazandıklarını düşünerek 2 çeşit yol izlemeye karar verdiler.

OPEC ülkeleri bu dönemde ya petrol fiyatlarını yükseltecekti ya da üretimi kısacaktı. Petrol ihraç ülkeler için üretimi kısmak demek ülke ekonomisine giren parayı kısmak, musluğu kısmak demektir. Petrol ihraç eden ülkeler genellikle bu emtiadan geçindikleri için bu fikir kabul görmedi. 1973 krizinin çıkmasının en büyük nedeni Arap’ların petrol fiyatlarını arttırmasıydı.

Petrol fiyatlarının artması Batı ülkeleri için ve Japonya için adeta bir paniğe sebep oldu. Bu dönemde petrol krizleriyle birlikte borsalar çöktü, isyanlar çıktı ekonomi ağır darbe aldı. 20. yy’ın en büyük krizlerinden bir olan bu krizde Batı çok zor günler geçirdi.

Arapların temel amacı işgalci İsrail’den kurtulmak için Batı’nın desteğini almaktı. Arap-İsrail savaşı sonrası bu kriz iyice gündeme geldi.

1973 yılının Ocak ayında 3 dolar olan petrolün varil fiyatı, bir yıl sonra on iki dolara kadar yükseldi.

Böylece petrol üreticisi ülkeler, gelirlerini arttırma noktasında kesin bir başarı sağladı.

Diğer beklentileri ise, petrol fiyatlarının uluslararası siyasette göstereceği etkiydi.

Japonya, 22 Kasım’da İsrail ile ilişkilerini en düşük seviyeye getirip Araplardan yana tavır aldı.

İngiltere ise savaş esnasında Araplara karşı aldığı ambargo kararını değiştirip, İsrail’e silah ambargosu uygulamaya başladı.

Ancak Amerika için durum aynı değildi. Amerika, Ortadoğu politikasını değiştirmeye yanaşmadı.

Hatta Avrupa sanayisinin zarar görmesi halinde “Basra Körfezi” ne silahlı müdahale de bulunabileceği mesajını verdi.

Ayrıca OECD ülkelerinin de katılımıyla petrolün üretimi, kullanımı ve temini konusunda planlama yapmak üzere bir “Uluslararası Enerji Ajansı” (İEA) kurulmasına öncülük etti.

1974 Ekim ayında kurulan bu ajans; ABD, Kanada, Fransa hariç Ortak Pazar ülkeleri, Japonya, İspanya, Türkiye, Avusturya, İsviçre, İsveç ve Norveç’in katılması ile kurulmuştu.

Nihayetinde 1973 krizinden başlayan bu kriz OPEC ülkelerinin her altı ayda bir petrole zam yapmaları, alışılır hale geldi.

Çünkü Batılı sanayileşmiş ülkeler, petrol fiyatlarındaki artışı ürettikleri sanayi mallarına yansıtmaya başlamıştı.

Bu sayede petrol fiyatlarındaki artış, batılı ülkelerden silah ve teknoloji almak durumunda olan Arap ülkelerine aynen geri dönmüş olacaktı.

Diğer bir ifadeyle, gelişmiş ülkeler, artan petrol fiyatlarını kendi sanayi mamullerine ve teknolojilerine aksettirmek suretiyle bu yükü, Batı’nın sanayisine, teknolojisine, silahına ve tüketim maddelerine ihtiyaç duyan devletlere yüklediler.

Böylece iki tarafta (hem sanayileşmiş ülkeler, hem de petrol üreten ülkeler) fiyatları yükseltirken, fiyatları sürekli artan petrol ve sanayi mallarından en fazla zararı görenler, son tahlilde “gelişmekte olan ülkeler” oldu.

Batılı sanayileşmiş ülkeler için petrol fiyatlarındaki olağan artışlar normal hale gelirken; Türkiye gibi birçok gelişmekte olan ülke için, petrol fiyatlarındaki artışlar bir “istikrarsızlık unsuru” haline geldi.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.